Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÇATALHÖYÜK HAKKINDA GENEL BİLGİ

Erken Neolitik Çağ yerleşmelerinden en ünlüsü Konya Ovasındaki Çatalhöyüktür. Konya ili, Çumra ilçe merkezinin 11 km. kuzeyindeki höyük

Kategori  Kategori : Çumra Özel
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 7701
Tarih  Tarih : 01 Haziran 2009, 19:42

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ÇATALHÖYÜK

Erken Neolitik Çağ yerleşmelerinden en ünlüsü Konya Ovası’ndaki Çatalhöyük’tür. Konya ili, Çumra ilçe merkezinin 11 km. kuzeyindeki höyük “doğu” ve “batı” olmak üzere iki yerleşme yerinden oluşur. Erken Neolitik Çağ tabakaları doğudakindedir. Doğu Çatalhöyük’ün Erken Neolitik Çağ yerleşmesi 1000’den fazla konut ve 5-6 bin kişiyi bulduğu söylenen nüfusuyla Yakındoğu’nun bilinen en büyük köy ya da kasabalarından biri durumundadır. Yaklaşık olarak 7000-6500 yılları arasına tarihlenen höyüğün bu döneme ilişkin son derece küçük bir bölümü kazılabilmiştir (yaklaşık 1/30’u kazılabilmiştir). Elde edilen bulguların doyurucu olmaktan uzak olması, ulaşılan sonuçlarda tarihçiler arasında çelişkiler oluşmasına neden olmuştur.

Çatalhöyük’teki bu Neolitik merkezin konumu ilgi çekicidir. Toros Dağları’ndan Konya Ovası’na akan Çarşamba Çayı Çatalhöyük’ü iki kısıma
ayırmaktadır. Konya Ovası yaklaşık M.Ö. 16000 yıllarına kadar bir çanak gölüydü. Bu bakımdan Çatalhöyük, eski göl alanındaki, hayvancılığa çok uygun otlaklar ile sulak ve verimli alüvyal tarım arazisinin birleştiği bir kesimdedir. Yörenin güneyinde ve batısında ormanlık bölgeler başlamaktaydı. Bu ormanlar, konut yapımına gerekli ahşabı sağlamaktaydı.

Çatalhöyük’te saptanan yerleşim katlarının kesin tarihlerini belirlemek güçtür, ancak bunların yaklaşık ellişer yıl sürdükleri kabul edilmektedir. Hemen hemen her kat, evlerin yeniden yapılmasını gerektiren bir yangınla tahrip olmuştur. Böylece, Çatalhöyük insanları 900 yıl aynı yerde yaşamışlar ve kültürlerini sürdürmüşlerdir.

Çatalhöyük insanları bilinmeyen bir nedenle M.Ö. 5700-5600 yıllarında Çarşamba Çayı’nın diğer kıyısındaki Batı Çatalhöyük’e geçmişlerdir.

Erken gelişme gösteren bu kültürün kökeninin Türkiye’den başka bir yerde olduğunu gösteren bir belirti yoktur. Erken gelişmiş olmalarının, sonunda
zamanından önce olgunluğa erişmelerinin nedeni olabileceği söylenmektedir. Çünkü bu kültürün devamı olmamış, Çatalhöyük’teki yerleşme terk edildikten sonra Neolitik kültür geçici olarak gerilemiştir. Bu devreden sonra da Anadolu tarih öncesinde yeni bir dönem, Kelime anlamı “Bakır-Taş Devri” olan “Kalkolitik Çağ” başlamıştır.


Çatalhöyük'ün Toplumsal Yapısı

Çatalhöyük’te konutların standart bir plana göre yapıldığı ve tabakalar arasında herhangi bir farklılaşma olmadığı izlenmektedir. Konutlardaki bu tekdüzelik, toplumsal yapıda da bir katmanlaşama olmadığı izlenimini vermektedir. Çatalhöyük, gelişmiş, uzmanlaşmış ekonomik faaliyetlerin ve bölgelerarası ticaretin odaklaştığı bir merkezdi, ama bir yönetim işlevi içermiyordu ve bir yönetici sınıf oluşmamıştı. Bunun da nedeni, elde edilen artık ürünün oldukça sınırlı
kalması ve anamal birikiminin sağlanamamış olmasıdır. Bunun göstergeleri de konutların küçük ve gösterişsiz olmaları, bunun yanısıra, saray, tapınak, koruma duvarı, kale gibi anıtsal öğelerin inşa edilmemiş olmasıdır.
Bilindiği gibi kenti, özellikle sakinlerinin ekonomik ve sosyal faaliyetlerinin çeşitliliği karakterize etmektedir. Bu açıdan, Çatalhöyük, olağandışı bir örnektir. Kazılmış bölümü şaşırtıcı ölçüde yüksek sayıda tapınak barındırmaktadır. Anıtsal yüksek kabartmalarda veya resimlerde, bu yerleşim yerine ün kazandıran çeşitli desenli dekorlar görülmektedir. Çatalhöyük’ün haklı ününün nedeni bu sanat eserlerinden çok, tarihöncesi arkeolojisinde eşi olmayan korunmuşluk düzeyidir. Yerleşim yerinin kazılmış bölümündeki her dört-beş evden birinden bu olağanüstü dekorun kalıntılarıyla karşılaşılmıştır. Bundan hareketle, arkeolog James Mellaart, yerleşim yerinin bu bölümünün konutlara, hatta ruhban sınıfına ayrılmış olduğu sonucuna varmıştır. Oysa, ev sayısına oranla “tapınakların” bolluğu, bir ruhban mahallesi yerine, kişisel
ibadethanelerin söz konusu olduğunu da gösterebilir. Nitekim, bu duvar süslemelerinin bulunduğu yapılarda da, diğer
sıradan yapılardaki ev veya mutfak düzeninin aynısına rastlanmaktadır. Çatalhöyük’te büyük olasılıklane ruhban mahallesi, ne kamu yapıları, ne tam zamanlı yöneticiler, ne din görevlileri, ne de bir kentçilik anlayışı bulunmaktadır. Çatalhöyük, büyük boyutlu olsa bile birbirlerine az veya çok benzeyen aile ocaklarının yan yana gelmesinden ibarettir. Bu yan yanalık,
gerçek bir kentin örgütlü niteliklerinden henüz yoksundur. Oysa ki gerçek bir kent, örgütlü hiyerarşik siyasal ve sosyal bir yapı yansıtmalıdır.

Çatalhöyük’ün Mekansal Yapısı
Çatalhöyük’te konutlar, büyüklüğü yaklaşık 20-30 m2 olan dikdörtgen bir ana mekan ile, ona bitişik, 5-6 m2 büyüklüğünde bir veya iki depo alanından oluşmaktaydı. Konutlar, tümüyle, tek katlı olarak, kil-saman karışımı güneşte kurutulmuş kerpiçten inşa edilmişlerdi. Konutlar bitişik düzendeydi ve her konut birimini kendi bağımsız duvarı kuşatıyordu. Arı kovanında olduğu gibi, göz göz birbirine yapışmıştı. Damlar beldede oturanların toplumsal yaşam alanları oluyordu. Evlerin kimilerinin kutsal tapınma yeri olduğu görülmekteydi. Duvarlarda renkli resimler yapılmış, sıvandıktan sonra da tekrar tekrar boyanmıştı. Resimlerdeki desenler Paleolitik Çağ’ın mağara resimlerine çok benziyordu. Bu resimler erken dönem insanlarının etkinlikleri, görünüşü ve giysisi, hatta dini konusunda çok önemli bilgi kaynağıdır. Evler daima birbirinden daha yüksek yapılıyordu. Konutlar birbirlerine öyle sıkı kenetlenmişlerdi ki, sokak ya da geçit yoktur. En dışta oluşan duvarlar, kapı ve pencerelerle de parçalanmadığından, sürekli bir savunma duvarı işlevi görmekteydi. Çatılar düz bir set oluşturmakta, konutlara giriş, çatıdaki delikten aşağıya merdiven sarkıtılarak sağlanmaktaydı. Çatıların oluşturduğu kademeli yatay setler savunma açısından kolaylık sağlıyor ve çevrenin yüksek bir noktadan denetlenmesine yardımcı oluyordu. Gerektiğinde, her konut, tek başına, içeriden de savunulabiliyor ve girişler denetlenebiliyordu. Böylece, özel bir savunma duvarı olmayan Çatalhöyük’te, konutların birbirlerine göre konumları, çatının hemen altında bulunan pencerelerin ve kapı açıklarının en aza indirilmesi, önemli savunma kolaylıkları sağlıyordu.
Bütün bu düzenlemeler tüm kentin önceden düşünülmüş bir plana göre yapıldığını düşündürmektedir. Yapı malzemesi, alüvyon ovasının çok bol olarak sunduğu kerpiçtir. Evlerin dış yüzleri çamur ile sıvanmıştır; içte ağaç dikmeler ve bunların üzerinde yatay hatıllar, üzeri toprakla kaplı düz çatılar desteklemekteydi. Dikey ağaçlar, genellikle ince olan duvarlara çatıyı taşımada böylece yardımcı oluyordu. Nüfusun en az 5000-6000 olduğu zamanlarda 1000 ev bulunduğu tahmin edilmektedir. Evler genellikle oturma odası, kiler ve mutfaktan oluşmaktaydı.
Eve giriş çatıda bulunan ve aynı zamanda evin içinde bulunan ocak ve fırına da baca vazifesi gören bir delikten sağlanmaktaydı. Asal oda ile depolar
arasında ise zeminden yüksekte açılmış, mağara kovuklarını anımsatan giriş delikleri bulunmaktadır. Odanın duvarlarına bitişik olarak yapılan sekiler, oturma ve yatma için kullanılan bir tür kerevet görevi yapmaktaydı. Ölüler de evlerin içine ve bu sekilerin altına gömülmekteydi.

Duvarlar boya ile parçalara ayrılıyor, bunların içleri kırmızı ile boyanıyordu. Çatalhöyük’te, karma ekonomiye geçilmiş olmasına rağmen, besin üretiminin ağırlık noktasını hayvancılık oluşturmaktaydı. Bu faaliyet alanının konut dokusundaki yansıması ise, konut grupları arasında oluşan avlulardır. Bu ortak avlular, taş endüstrisi ve ticaretiyle uğraşan erkeklerin dışında kalan nüfusun, özellikle kadınların, çiftçilik konusunda yeni denemeler yapma ve
bunların sonuçlarını birbirlerine aktarma türü faaliyetlerini sürdürdükleri, böylece de hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesi konusunda önemli gelişmelerin sağlandığı mekanlar olarak düşünülmektedir

Kullanılan Alet ve Gereçler

Bu evlerin içindeki eşyalar,Neolitik devrin teknoloji ve ekonomisi hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Çanak-çömlek en eski katta daha az kullanılmaktayken daha sonraları yaygınlaşmıştır. Neolitik çağda besin üretimine geçilmiş olmasına rağmen ilk başlarda pişmiş toprak kaplar yapılması bilinmiyordu. Bu nedenle, Neolitik çağın bu evresi “Akeramik” denilen çanak-çömleksiz bir dönemdir ve Anadolu’da birkaç Neolitik merkezde bu evre saptanabilmiştir. Çatalhöyük’te kapların
yapımında sadece kil kullanılmıyordu; geniş kaplar, çeşitli büyüklüklerde kaseler ve kapaklı kutular tahtadan yapılmaktaydı. Tahıl samanından veya bataklık sazlarından yer hasırları örüldüğü gibi, kapaklı sepetler de üretiliyordu. Kemiklerden ise iğne, kaşık, ya da çeşitli aletlere sap yapmakta yararlanıyordu. Aletler ve silahlar, obsidyenden yapılıyordu. Obsidyenin çok geniş bir kullanımı olmasına karşılık, çakmaktaşı sadece, tören hançerleri gibi, özel aletlerin yapımında hammadde olarak işe yarıyordu. Ok ve mızrak uçları, her çeşit bıçak ve orakların maddesi ise yine obsidyendi.

Diğer yandan, hayvan postları, kürk ve derilerden de giysi olarak yararlanılmıştır. Kadın giysileri omuzda iğne ile tutturuluyor, erkek giysilerinde ise kemer veya kemik iğnelerle kumaşların kaymaması sağlanıyordu. Süs eşyası olarak boncuklar kullanılmıştı. Törenlerde ise, leopar derisi giyildiği duvar fresklerinde görülmektedir.

Çatalhöyük’te ortaya çıkarılan en önemli bulgulardan biri de M.Ö. 6000 yılına tarihlenen dokuma parçasıdır. Dokumada kullanılan malzemenin yün olması, hayvancılığın yan ürünlerinden olan yünün dokuma amacıyla kullanılması da Çatalhöyük’teki ekonomik yapının gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir göstergedir.

Dokuma kadar önemli başka bir uğraş da, neolitik Çatalhöyük’te sınırlı amaçlarla da olsa, bakır ve kurşunun kullanılmış olmasıdır. Bu durum, Çatalhöyük’ün, metal kullanmayan neolitik toplum tarımına uymayan bir örnek olduğunu göstermektedir.

Kilden çanak-çömlek yapımı, neolitik toplumun önemli bir özelliği olarak bilinmektedir. Çatalhöyük’te yaşayan topluluklar ise, duvarları ve yaptıkları heykelcikleri boyadıkları halde, seramik kaplara fazla özen göstermemişlerdir. Kilden yapılmış küçük eşyalar arasında, mühürlere de rastlanmıştır. Ancak, kilin en yaygın kullanımı, konutların yapımı sırasında olmuştur

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

Mümtaz Başkaya [ 16 Ocak 2013, 14:07 ]
Yazınızda yeterince bilgi var ama günümüzde kazıyı kimler yapıyor kazı yöneticisi kim yazmamışsınız.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Çumra Özel

En Çok Okunan Haberler

SEDAT ULUPINARLI SEDAT ULUPINARLI
KURBAN HAKKINDA

ANKET

ÜLKEMİZDE BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DESTEKLİYORMUSUNUZ



Tüm Anketler

ÇUMRA ÇAĞRI GAZETESİ Copyright © 2008 - 2009 www.cumracagri.com Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizde Yazılmış Olan Yazıların Sorumluluğu Yazarlara Aittir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi